Tek Hane Faiz, Üç Hane Enflasyon Ve Tutmayan İhracat Fiyatları

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) para politika faizini önceki ay verdiği sinyalle uyumlu olarak beklentiler dahilinde 150 baz puan indirerek %9,00’a çekti. Ve Ağustos ayında başlatılan faiz indirim sürecine son verdiğini ilan etti. Kurul faiz indirim gerekçesi olarak, sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesine dikkat çekmiştir.

Bu karar sonrası, enflasyon oranının üç haneye yaklaştığı dönemde, önümüzdeki yıl için sabit ve tek hane faiz oranının Reel Piyasalara ve Finansal piyasalara etkisinin nasıl olacağı tartışılmaya başlandı.

Faiz, enflasyon ve riskin bileşenidir. 

Enflasyon paranın gelecekteki değerini azaltır. Paranın satınalma gücünü enflasyon oranı kadar korumak, paranın değer kaybını önlemek amacıyla; faiz oranının, beklenen enflasyon oranını kapsaması beklenir. Bir diğer bileşen ise risk primidir. Borçlu kişi ya da kurumun borcunu ödeyememe -temerrüde düşme- riski faiz oranın içine eklenir. Para piyasalarında tasarruf sahibi bu kriterler çerçevesinde parasını ödünç vermeye karar verir. Ticari hayatta ise alacakların TL tutarlarının gelecekteki değerinin korunması amacıyla, vadeli satışların fiyatı artırılmaya çalışılır. Peşin satış ile vadeli satış arasında zaman primi kadar fiyat farkı oluşur.

Başarı enflasyonun düşürülmesi olmalıdır.

Faiz oranın düşürülmesi ile enflasyonun düşmeyeceğini son iki yılda tecrübe ettik.  Yüksek faiz oranı ekonomilerde asla istenen bir durum değildir. Yatırımları ve talebi azaltarak büyümeyi engeller. Sanayi üretiminde yakalanan ivmenin devamlılığı ve istihdam artış trendinin sürdürülmesi için; asıl başarı yüksek ÜFE oranının düşürülmesi yani üreticinin maliyetlerinin düşürülmesi olacaktır.

Yükselen TL maliyetler ile ihracat fiyatı tutmuyor. Var olan siparişler de rakip ülkelere kayıyor.

Ülkemiz açısından İhracata dayalı büyüme en değerli büyüme modelidir. Bu modelin güçlenmesi için tüm kaynaklarımızı etkin bir şekilde bu büyüme modeline aktarmalı, ihracatçının yaşadığı sıkıntıları çözmeliyiz. Pazardaki yavaşlamanın dışında, İhracatçının güncel olarak yaşadığı kritik seviyedeki problem; sipariş fiyatlarının tutmamasıdır. Yükselen TL maliyetler, rakip ülkelere göre yüksek enerji fiyatı sebebiyle ihracat fiyatları tutmuyor, zaten az miktardaki var olan siparişler rakip ülkelere kayıyor. Enflasyon ve devalüasyon arasındaki doğrusal korelasyon kırılmıştır.

İhracata dayalı büyüme modelinde; Döviz kurunun baskılanmasına son verilmeli; dolaylı vergiler azaltılmalı ve üretimde kullanılan hammadde ve ara malların üzerindeki gümrük vergilerinin kaldırılması gerekmektedir.

Denizli Gazetesi uygulamamızı ücretsiz indirip; gelişmelerden anlık olarak haberdar olabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.