Bedava sanma

Bir yerde okudum, “Bakın bunlar ücretsiz” diyordu:

Özür dilemek

Mahcubiyet

Gönül almak

Tevazu

Sevdiğini hissettirmek

Güler yüzlü olmak

Kibar olmak

En önemlisi iyi bir insan olmak

Ücretsiz, bedava yani!

Peki neden toplumumuzun bir çoğu bu şekilde davranamıyor ve birileri çıkıp merak etmeyin bunlar bedava, çekinmeyin, sevginizi hissettirmede bonkör olun deme gerekliliği duyuyor?

Çünkü böyle bir insan olmak için zengin olmak yetmiyor, cahil olmamak, eğitimli, kültürlü, donanımlı, gelişmiş insan olmak gerekiyor. Kimse aklı olsa da, uygulaması bedava olsa da, böyle davranma nezaketini, genel kültürünü, görgüsü, aileden gelen aktarımı, kişisel gelişimi olmadan yapamıyor.

Bu da tevazuyu, gönül almanın üstünlüğünü, özür dileyebilmenin asaletini öğretecek ailenizin zamanına ya da aldığınız eğitimlerle harcadığınız paraya, özveriye bedel geliyor. Kısaca bunların bir maliyeti var, o yüzden herkes özür dileyemez, gönül alamaz…

İyi insan olmak için çaba göstereceksin.

Tıpkı havanın, oksijenin bedava olması ama nefes almayı bilemememiz gibi. Ya da sarılınca elde ettiğimiz oksitosin hormonumuzun parayla satın alınamayacağı ama bunun için ‘gel bir sarılalım, seni özledim’ deme cesaretine sahip olmamız gerektiği gibi…

Biliyorum, farkındayım, benim hatam, özür dilerim deme alçakgönüllülüğü gibi…

Lütfen buyurun önce siz! diyebilme nezaketi gibi…

Tıpkı Seneca’nın ‘fakir olmak, az şeye sahip olmak değil; daha fazlasını istemektir’ dediği gibi, sahip olduklarımızın farkına bir bir vararak şükretmenin mutluluğunu, hazzını, zenginliğini hiçbir sarayın, malın, mülkün size hissettiremeyeceği gibi. Gönülden akan hoş sohbetin, gözlerden gözlere akan samimiyetin, kalpten kalbe dokunan anlaşılma hissiyatının hiçbir altının, elmasın, pırlantanın, şanın, şöhretin, makamın mevkiinin satın alamayacağı gibi. Bir yudum suyun boğazımızdan geçerken bizi iyileştirmesi, ferahlatması gibi. Tertemiz orman havasını derin bir nefeste içimize çekmek gibi… Manalarla ve anlamlarla zenginleşerek ruhumuzu beslememiz, doyurmamız gibi. Paylaştıkça zenginleştiğinin idrakına varıp, daha çok eksilerek çoğalmayı istemek gibi. Bir çiçeğin zamanla meyveye dönüşmesi gibi.

Her şeyin bir zamanı, bilgeliği, olgunluğu, birikimi, maliyeti var, hiçbir şey çabasız, gayretsiz, birikimsiz olmuyor…

Bedava olsa bile!

Denizli Gazetesi uygulamamızı ücretsiz indirip; gelişmelerden anlık olarak haberdar olabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir